Bilmeniz Gerekenler

Sinemada Kurgu ve Gerçeklik

Sinemada Kurgu ve Gerçeklik
Sinemacı filimsel mekan ve zamanı kendi bildiğince biçimlendirerek, filminin mekanve zamanını kendisi yaratır. Sinemacı gerçek yaşamda bir araya gelmesi mümkünolmayan zamanları (geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman), gerçek zamandabir araya gelmesi mümkün olmaya uzam parçalarını, mekanları bir araya getirebilir,zamanı doğal akışında verebileceği gibi, bu akışı hızlandırabilir, yavaşlatabilir,durdurabilir, zaman içinde atlamalar yapabilir, zamanı tersine döndürebilir, uzamiçinde atlamalar yapabilir. Bu olanaklar sayesinde film yapımcısı filmsel zaman vefilimsel mekan diye adlandırılabilecek yeni bir sinema evreni kurar. Bu evreni kurma,sinema sanatında “kurgu”nun yöntemleri ve olanaklarıyla gerçekleşir.Rus biçimcilerine göre sinemayı sanat yapan ve onu diğer sanatlardan ayıran kurgudur.Tinyanov, sinema için “dünyanın anlambilimsel yeniden düzenlenmesi demektedir.Yeniden planlama, çünkü doğal bir olgu değil, insan ürünü; anlambilimsel (semantik),çünkü anlamlı, seyircilere bir anlam iletiyor. Sovyet kuramcıya göre, önemli olançekimlerdeki nesnelerin kendi içlerinde bulunan doğal nitelikler değildir, yönetmenin,çerçeveleri peş peşe, birbirine eklemi ve onlarla sinemaya özgü bir söylemoluşturmasıyla kazandığı anlamdır. Tinyanov, “sinemanın baş oyuncusu yeni birnesne ve insandır, yani sanat sayesinde dönüştürülmüş insanlar ve nesnelerdir”4demektedir. Sinema bu dönüştürme özelliği nedeniyle sanat olmaktadır, ve budönüştürme de sahneye koyma(yönetme), ve kurgu sonucu ortaya çıkmaktadır. Sinemasanat olduğu kadar bir dildir ve dil olmayı da kurgu yoluyla edinir. Kurgu sayesindefilm, yönetmenin duygu ve düşüncelerini ilettiği bir söylem olmaktadır.Sanat yaşam değildir. Kuşkusuz bir gerçektir, ama bu her zaman, özellikle desinemada , pek göz önüne alınmaz. Gerçek etkisi sinemada çok güçlüdür, çoğu zamanseyircilere insan ürünü bir şey karşısında oldukları unutturur, onlara filmdeki yapmaolayları, gerçek gibi gördürür.Rus biçimçilerine göre, sanat bir insan ürünüdür, sanatçının oluşturduğu bir şeydir.Eğer sinema sanat olmak istiyorsa, yaşamla kolay benzerlikleri yadsımalı ve tamtersine kendi oluşturma özelliğini, yani kurguyu öne çıkarmalıdır. Biçimçilere göre,yaşam ile benzerlikler sinemayı sanata yaklaştırmak yerine ondan uzaklaştırmaktadır,çünkü sanat ancak insanın müdahalesiyle, kullandığı malzemelere elindeki anlatımaraçlarıyla bir anlam kazandırdığında başlamaktadır.Eisenstein, sanatsal faaliyetin bir “yapma”, “inşa etme” eylemi olduğunu düşünüyordu.Yönetmen gerçekliği yeniden oluşturabilmelidir. Kurgu ise filmin yaratıcı gücüdür.Eisenstein, yönetmenin ressam, besteci ve heykeltraş ile aynı düzeye getirebilmek içinPudovkin’in düşüncelerini ileriye taşır. Pudovkin yönetmeni çekimin orkasınayerleştirir ve uygun seçimlerle yaratıcı bir filmin ortaya çıkışını ister. Bu gerçeklikparçasının düzenlenmesinin, belli bir güce sahip olduğunu düşündürmektedir.Pudovkin’e göre, dünyanın duyusu, çekimler ile elde edilen gerçeklikte bulunmaktadır.Bu, titiz bir kurgulama ile elde edilen gerçeklikte bulunmaktadır.Gerçekçi kuramın teorisyenlerinden Bazin ise hiç bir zaman kurguyu bir bütün olarakkötülememiştir. Yaptığı yalnızca, sinemasal teknik hiyerarşi içinde, kurgununkonumunun düşürülmesidir.“Bazin göre klasik kesimli sinema; seyirciye, kendisine gösterilen filmdeki gerçeklere,onlar aracılığı ile geliştirilen söyleme katılması, onlara inanması alışkanlığınıkazandırır. Sinema, böylece çok ince bir ideolojik araç olur ve önceden saptanandüşüncelerin taşıyıcılığını yapar. Bu tür sinema, seyirciye, alttan alta belli davranış
modelleri benimsetir. Oysa, gerçeğe özel bir dikkat göstermek, sorunlara ve olaylarınkarmaşıklığına saygı duymak ve seyircinin gördükleri karşısında etkin katılımını veeleştirel bir tavır geliştirmesini sağlamak gerekir. Kurgunun buluşlarındanuzaklaştıkça, gerçekçiliğin yeniden doğacağını, anlam ve ilgiye bir vücutkazandıracağını savunur. Bu, Bazin’e göre, görüntünün yükselen gerçekliğidir.” 5Alıntı: Dr. Selma Köksal Çekiç



Diğer Başlıklar


Copyright 2011. Tüm Hakları Tuncay Öztaş'a aittir.